Kardeşlikten vazgeçen Kürtler kalleşliğe sarılmak zorundalar

17 Eylül Perşembe günü Türkiye Odalar Birliği’nin önderliğinde, Memur-Sen ve Hak-İş’in de katılımıyla Ankara’da “Teröre hayır, kardeşliğe evet” mitingi düzenlendi.

Mitinge 1 milyona yakın insan katıldı. Katılımın her kesimden olması ve katılımcıların üzerlerinde herhangi bir siyasi sembol taşımaması dikkat çekiciydi.

Başlarda kırmızı beyaz şapka, ellerde Türk bayrakları ve ağızlarda düdüklü protesto ve teröre lanet kardeşliğe davet sloganları vardı.

Bu mitinge Kürtlerin pek katılım göstermediği biliniyor. Hatta, bu mitingin kendilerine karşı yapıldığını düşünüyorlar.
Mitingde taşınan Türk bayraklarından Kürtlerin büyük bir kesimi rahatsızlık duydu.  Bunda miting öncesinde Demirtaş’ın eylemin Türk bayrağı ile yapılacak olmasından duyduğu rahatsılığı ifade etmesinin etkili olduğu biliniyor.

Bu miting sonrasında, ayrılıkçı Kürtler tarafından çok tehlikeli bazı düşünceler ortaya atılmaya başlandı. Saf ve temiz Kürtler de bu düşüncelerden kesinlikle etkileniyorlar. Bu, gerçekten çok üzücü…

Neymiş efendim, “Kürtler kardeşlik istemiyormuş” da “eşit yurttaşlık hakkı” istiyormuş.

Kendileri kardeş olurlarsa Türkler abi olurmuş. Neden Türkler abi oluyormuş da kendileri kardeş oluyormuş. Bu yüzden kardeşlikten rahatsızlık duyuyorlarmış.

Hasbunellah ve ni’mel vekil.

Neredeyse, Türklere “biz sizin abiniz olalım, gelin siz bizim kardeşimiz olun” diyecekler de dilleri varmıyor.
Çünkü abilik için tarih boyunca yapılması gereken bütün fedakarlıkları Türkler yapmış. (Ki kardeşlikte büyük ya da küçük olmanın öneminin olmaması gerekir)

 

Kardeşlikten vazgeçen, kalleşliğe evet demek zorunda kalacaktır.

Nasıl ki, çok çocuklu bir ailede kardeşlikten vazgeçen bir evlat, kardeşlerine savaş açarsa, kardeşlerinin düşmanlarını dost olarak görmeye başlar. Onlardan gelecek yardıma dört elle sarılarak öz kardeşlerini alt etmeye çalışarak büyük bir kalleşliğe girişmiş olur.

Kürtlerin durumu da buna benziyor.

Siz Türkleri kardeş olarak görmezseniz kimlere yarenlik edeceksiniz. Ermenilere mi, Ruslara mı, ehli sünnet vel cemaatin bir numaralı düşmanı şii İranlılara mı? ..

Son dönemde, Türklerle kardeş olmaktan vazgeçen Kürtlerin kimlerle işbirliği yaptığına bakalım.

Hep Türkiye düşmanları ile yakınlaştığını göreceksiniz..

Türklerle birlikte huzurla yaşayan Kürt milleti, zannediyor mu ki acaba, Türklerden ayrıldıktan sonra huzur içinde yaşayabilecekler?
Yaltaklık ettikleri Türkiye düşmanları, Kürtlere, almadan bir şey verecekler mi?

Hem Kürtlerin, cesaretlerinden başka, ellerinde neyi var ki, bağımsız olabilmek için verecek?

Bu çağda kör cesaret işe yaramıyor maalesef. Dünyanın en cesur insanlarını güdümlü bir füze ya da bomba bir anda yok edebiliyor.
Kitleleri bir anda yok edebilen silahlar her devlette var mı?

Yok.

Ne yazık ki dünyaya korku salan devletlerde mevcut. (Son zamanlarda bir çok mazlum millete umut olan Türkiye’de savunma sanayiinin gelişim göstermesi umut verici.)

Öyleyse bu kardeşlikten vazgeçen mankafa Kürtlere şunu hatırlatmak gerekiyor.

Silah üretemediğiniz müddetçe, kendi tankını, tüfeğini, uçağını(atak tamam, savaş uçağı da yakına inşallah) üreten bir millete karşı savaş kazanamazsınız.
Kendi örgüt elemanlarına yatacak yer bulamayan, en temel insani ihtiyaçlarını karşılayamayan bir örgüt, kime karşı hangi savaşı kazanacak da Kürtlere özgürlük sağlayacak?

Bu kadar olumsuz şartlarda terör olaylarına girişmek büyük cesaret işi.

Gelin bu cesaretinizi Türklerin aklıyla birleştirerek ortak bir gelecek inşaa edelim.

Yoksa, bir Süryani tarihçisi diyor ki “Türklerin dostluğu çok  güven verici iken düşmanlığından Allah’a sığınırım.”

Hani harih tekerrürken ibarettir derler.

Hatırlatmak istedim.

Sağlık ve afiyetle…

Salih ZORANOĞLU

Çalışanlar.Net

Çalışanlar.Net, 1 Mayıs 2012 tarihinde yayın hayatına başlamış, ağırlıklı olarak kamu ve özel sektör çalışma hayatı konularında içerik üreten tematik bir haber sitesidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir